1 Ocak 2018 Pazartesi

PEKİN'DEKİ  ESNAFIMIZ - OUR MARKET KEEPERS IN BEIJING

Caner Karavit gezi Notları: 16
Gazetecimiz her gün alışveriş yaptığımız sebze halinin karşısında, Lianshi caddesinin tam köşesindeydi. Her sabah kızımız Mercan’ı Jiabaobei’ye (anaokuluna) bıraktıktan sonra, yöredeki tek kahve satan yer olan Mc Donald’s’ a gitmeden önce haberlere göz atmak için uğrak yerimizdi. Genelde China Daily’i isterdik gazetecimizde, ancak bir kere bile günlük gazete okutmadı sağ olsun. En sonunda doğrudan "dünkü gazete var mı?" diye sormaya alıştırdı bizi...

Yuquanlu ‘da en çok uğradığımız yer olan Hobi Pazarı olarak adlandırdığımız (Yedu Yafeng Gongmei) Resim ve kaligrafi atölyelerinin, sanat malzemelerinin satıldığı dükkanların dışında, hobiciler için çiçek, balık hatta bazı klasik Çin mobilyalarını bulabileceğiniz müthiş bir yer. Bu hobi pazarın aynı zamanda 2013-15 yılları arasında geleneksel Çin resmi dersleri aldığım ustamın atölyesinin de olduğu yerdi. Resim çalışmalarımı sergilemek için gerekli olan çerçeveleri 2. kattaki Çin tarzı çerçeve yapan dükkana götürürdüm. Ancak, çerçevecim "anca kurtarıyor abi" cilerdendi ve bu huyunu hiç sevemedim. O kadar iş yaptırdık, insan 5 yuan de olsa bir indirim yapar...



























Resim malzemecimizin yüzü gülüyor. Beni disiplinli çalışmaya devamlı zorlayan hocam en başından itibaren hep en ucuz kağıtla resim yapmamı istedi. Bu nedenle, Hobi Pazarı’ndaki (Yedu Yafeng Gongmei) malzemeciden hep topu 15-20 yuan olan el yapımı ucuz kağıt aldığım için, dükkan sahibi bana pek ilgi göstermezdi. Sonunda, ustamın da onay vermesiyle pahalı Xuan Zhi ve Shan Shui kağıtlarını alma aşamasına geçince, yüzü gülmeye başladı.


























Offf gelsin çaylar. Hobi Pazarı’nın üst katındaki çaycıların en sempatiği olan çaycımız, her çay almaya gittiğimizde, yeşil çaylı kabak çekirdeği eşliğinde sunduğu
çay çeşitlerini bize törensi bir havayla tattırırdı. Türkiye’ye dönmemize yakın çaycımız hamile kaldığından, onu bir daha göremedik. Onu tanıdığımız ilk zamanlar bize tanıttığı ‘Li chi hong cha’nın aromasını bir daha yakalayamadık...



















Fedakar insan güvenlikçi… ‘Yuan Yan Shan Shui’ malikanemizin ‘Lugu Lu’ caddesi tarafına bakan kapısında bekler, ona her ‘ni hao’ dediğimizde ‘hello’ diye karşılık verirdi. Herkesin memleketine gittiği Çin yeni yılında ve Ölüler Bayramı'nda bile, onu hep apartmanın kapısında nöbet tutarken görürdük (herhalde en kıl nöbetleri hep buna yazıyorlardı).





































Kahvaltıcımız dominant hatun... Sabah Mercan’ı okula bırakınca ilk iş olarak soluğu sebze halinin (Yulu) hemen önündeki kahvaltıcıda alırdık. Dükkanın girişine bilumum buharla pişen kahvaltılıkların arasından, içeri buhar banyosu yaparak girerdik. En favori kahvaltılılarımız ‘you tiao’ (bizim lokmaya benzer hamur işi), ‘zhou’ (bir çeşit çorba), ‘ji dan’ (soya soslu yumurta) bazen de ‘bao zi’(buharla pişen büyük mantı) idi. Özellikle ‘ba bao zhou’ (sekiz değerli tahıl çorbası, bir çeşit aşuremsi çorba) gerçekten lezizdi. Yabancıyız diye bize kıyağı da oldu, sağ olsun. Biz geldiğimizde servis edeceği tabakları suya sokup çıkartıyordu hiç olmazsa (yerlilere o da yok)...




































Karakterli sebzecimiz, Sebze Hali’ndeki (Yulu) esnaflarımızdan biriydi. İlk geldiğimizde ondan aldığımız sebzelerin kilosu ve fiyatları konusunda kazıklandık sandık (güzel ülkemizin zarif alışkanlıklarından), bize aldıklarımızı tek tek tarttı ve hesapladı, doğruymuş. Sonra: "siz bizim misafirimizsiniz size öyle şey yapar mıyız" diyerek bizi utandırdı.
























Adamım... Lugu Lu’nun en önemli bisiklet tamircisi olup, her türlü tamiri yapan insan (aklınıza ne gelirse). 2007’lerde kaldırımın önemli bir kısmını bisiklet parkı olarak işletirdi. Ancak, ilerleyen yıllarda bisikletin gözden düşmesiyle sadece tamir işine yoğunlaştı. Yazın en sıcak zamanlarında şemsiyesinin altında göbeği açık vaziyette uyuklardı. Malzemelerini apartmanın çöplüklerinden çıkarttığı için masrafsız tamircidir. Ancak, en önemli özelliği sıkı bir Çin damacısıdır. Emekli memurlar, öğretmenler onunla oynamak için sıraya girerler, sonunda dama tahtasını koltuklarının altına sıkıştırıp yollardı onları.






















Kafeste ağustos böceği satıcımız. Bisikletinin üzerine doldurduğu çeşit çeşit kafesleriyle ve çılgın gibi öten ağustos böcekleriyle, mayıs ayının sonlarına doğru ortalıkta görünmeye başlardı. Biz hiç almadık, ama komşularımızın bir kısmında vardı. Çinliler sabahtan akşama kadar ağustos böceğinin “cır cır cır” ötmesinden hoşlanırlar... Uzaktan iyi de, komşudaysa insanın kafası şey oluyor... 


Görme engelli ‘arhu’cumuz (arhu; iki telli Çin çalgısı) Çin’e ilk gidişimizde ilk tanıdığımız insanlardandı. Apartmanımıza çok yakın bir yerde yaz, kış demeden sabahın erken saatlerinden akşamın karanlığına kadar teni gibi yanık yanık ‘arhu’ çalardı. Sabah erken saatlerde okula gitmek üzere Babaoshan metro durağına yürürken, Heykel Parkı’nın (Diaosu Yuan) önündeki kaldırım kenarında onun arhusunu işitmek alışkanlık yapmıştı. Türkiye’ye dönüşümüz öncesi biriktirdiğimiz ne kadar bozuk para varsa onun teneke kutusuna doldurmuştuk. İkinci gelişimizin son zamanlarına doğru ortadan kaybolmuştu. Son kez de olsa arhusunu işitmek isterdim, ama olmadı. Ancak, onu en son yurda dönmek üzere otobüsle (zhi chanda ba) havaalanına giderken, komşu semt Yuquanlu'da görmek hoştu.








20 Mayıs 2016 Cuma


Caner Karavit Gezi Notları:15

ÖDÜNÇ ALINMIŞ MANZARALAR: ÇİN BAHÇELERi
BORROWING LANDSCAPE: CLASSİC CHINESE GARDENS


*Hongcun köyü “yeşil bahçe”, yerleşim bahçesi, Qing dönemi
Antalya’da başlayan “Çiçek ve Çocuk” temalı ‘Dünya Botanik Exposu 2016’da hiç şüphesiz en ilginç alanlardan birisi, yurt dışında yapılmış en büyük Çin bahçesidir. 3000 yıllık tarihe sahip Çin bahçe sanatı dünya bahçe sanatının en erken örneklerinden biri olup birçok bahçe kültürünü etkilemiş bir geçmişe sahiptir.Eski dönemlerde, tüccarların, memur ve aydın-sanatçı (wen ren) sınıfının ekonomik güçlerinin yükselişi, özel bahçelerin tasarım kalitesini yükseltmiştir. Bahçe sahnelerini tasarlandıktan sonra resmedilme ve şiir yazılma uygulaması Tang (581- 907) dönemine uzanır. Yuan, Ming ve Qing (1271-1911) döneminde ise manzara ressamları en ünlü bahçelerin yapımında öncülük etmiş. Klasik Çin bahçesi, felsefeyle olduğu kadar, şiir ve resim sanatıyla da gelişmiştir. Bu bağlamda, bahçe üç boyutlu resim ve bir resmi de iki boyutlu bahçe olarak tanımlanır. Aslında, klasik Çin bahçeleri derin anlamlarını, kalbini ve aklını açık tutup, simgeleri okuyabilene açar. Taoizm, Budizm ve Konfüçyizm gibi temel Çin düşünce sistemlerine dayanan bu derin anlamlar, bahçelerinin yapımında önemli etkiler yaratmıştır. Bunlardan en önemlisi Taocu öğretinin konumlama sanatı ilkelerinin etkileridir. Konfüçyizm düşüncesinde ise, doğa, insan düşüncesi ve karakteriyle özdeşleştirilir. Budizm’in etkisi ise özellikle tapınak bahçelerinde olmuştur.
*Beyaz At Tapınağı, tapınak bahçesi, Doğu Han Dönemi
Bu bahçelerin ilk örneği olan Doğu Han (MS.68) dönemine ait Beyaz At (Bai Ma Si) Tapınağı’yla oldukça soğuk bir kış gününde tanışıyoruz. Soğuktan korunmak için bahçedeki tapınağa giriyoruz. Sandalyede kıpırdamadan uyuyan bir Budist rahibin donmuş olabileceğinden endişeleniyoruz. Gürültü yapıp, uyandığını görünce rahat bir nefes alıyoruz. Avluda elinde çalı süpürgesiyle ritmik bir şekilde kar süpüren bir başka rahibi izleyip, Beyaz At Tapınağı’ndan ayrılıyoruz.

Kültürel Temaların Etkileri
Influences of Cultural Themes

Çin’deki bahçe tasarımlarında dinsel söylemler kadar kültürel temalar da etkilidir. Buna  Taoizm’in “Kutsal Üç Ada ve Bir Gölet”ini örnek verebiliriz. Bu tema, Çin bahçelerinin merkezindedir. Buna en güzel örneklerden birisi, Pekin’deki favori bahçelerimden Liao (11.yy) döneminde yapılmış Beihai Parkı’dır. Bu mitolojik adalardaki köşklerde “sekiz ölümsüzler” yaşarmış. Beihai Gölü’nün ortasında bu adalardan birisini simgeleyen yapay Yeşim Çiçek Adası’nın tepesinde gece gündüz parıldayan Beyaz Pagoda bulunur. Başka bir kültürel temayı Çin’deki en büyük ölçekli 3.5 milyon m2’lik Qing dönemine ait Pekin Yuanminyuan (eski Yazlık Saray) imparatorluk bahçesinde buluyoruz.
*Yuanmingyuan (eski Yazlık Saray), İmparatorluk Bahçesi, Qing dönemi

Kirli havanın oluşturduğu kalın sis, bahçede derinlemesine bir uzam olanağı sunuyor. Devasa bahçeyi dolaşırken “Şeftali Ağacı Çiçeği Baharı” diye isimlendirilmiş boş bir arazi ilgimizi çekiyor. Bu isim, Doğu Jin edebiyatçısı Juo Yuanming’ın “Şeftali Çiçeği Ağacının Baharı” eserinden geliyor. Eserde, karanlık bürokrasiye karşı, henüz kirletilmemiş saf cenneti anlatılıyor. Zamanla bu tema bahçe tasarımını etkiliyor. Ancak, bu sahte cennet, savaşlardan payını alıp yıkılmaktan kurtulamıyor. Başka bir temanın yansımasını görmek için, on bin mutluluk bahçesi de denilen Pekin’deki Prens Gong Köşkü’nün bahçesine gidiyoruz. Qing dönemine (1754) ait bu yerleşim bahçesi, Çin edebiyatının başyapıtlarından olan “Kırmızı Köşkün Rüyası”na esin kaynağı olmuş.
Prens Gong Sarayı, yerleşim bahçesi, “kıvrımlı akarsuda yüzen içki kabı”
pavyonu, Qing dönemi


Bu bahçenin içinde “kıvrımlı akarsuda yüzen içki kabı” temasının işlendiği pavyona rastlıyoruz. Geçmişi, halkın kötü ruhlardan arınmak için nehirde yıkandığı, dans ve şiir etkinlikleri yaptığı eski Shangsi Festivali’ne uzanıyor. Aydın-sanatçılar bu festivalde akarsuyun iki tarafına toplanır, ahşap plakalar üzerinde akıntıya bırakılan içki kaplarını yakalamaya çalışırlarmış. Zamanla bu etkinlik popüler olmuş ve bahçelerde sembolik akarsu kanalları yapılmış. 



Doğadan ödünç alınan manzaralar
Borrowing views from nature

Çin bahçe tasarımında ödünç alınan manzaralar, uzamsal sınırı genişletmek ve zenginleştirmek için kullanılmış. Bahçeler bu manzaraları uzaktan, komşudan ve mevsimsel olarak ödünç alıyorlar. Uzaktan ödünç almanın en önemli örneğine, Wuxi’deki Jichang bahçesine bilinçli bir şekilde dışarıdan dahil edilen dağlık görüntüde rastlıyoruz. Bir başka ödünç manzara bahçesi de Jin Hanedanı (1115-1234) dönemine ait Pekin’deki Yazlık Saray’dır. Çevresindeki üç dağı ve beş bahçeyi ödünç alan bu devasa alanı dolaşmaya Yeşim Kemer Köprüsü’nden geçerek başlıyoruz. Karşımıza 36 metrelik Qingyan taş teknesi çıkıyor. Tepeye doğru zorlu bir yürüyüş sonrası karşılaştığımız seramik kaplı pagoda soluklanıyoruz. Bu tepenin en keyifli yeri inişteki tavanı resimlerle bezenmiş uzun çardaklı koridoru. Tam çıkışta “aydın-sanatçı taşı” bizi uğurluyor.
*Jinci Parkı, İmparatorluk Bahçesi, Jin dönemi

Bir başka imparatorluk bahçesi, Taiyuan kentindeki Jinci Parkı, sonbahardan ödünç aldığı renk yelpazesiyle bizi karşılıyor. Bahçenin ödünç aldığı sadece mevsimsel değil, gölete yansıyan manzaralar ve sis. Biraz ilerideki “Ayna Balkon”, çok başarılı ejder ve fil oymalı ahşap sütun başlıklarıyla çevrili. Bu doyumsuz kuzey manzarası resminden istemeden ayrılıyoruz.

Aydın-sanatçının (wen ren) dünya gerçeklerinden kaçış mekânları
Literati gardens and escape from reality

Ming(1506-1521) ve Song döneminde yapılan ve Dünya Mirasları Listesi’ne geçen Shanghai’ya bir saat mesafedeki Suzhou “aydın-sanatçı bahçeleri” güneyin en uzun tarihine sahip bahçedir. Suzhou’daki bahçeler uzaktan ve komşudan ödünç alınan manzara türü için iyi bir örnektir. Bu bahçeleri dolaşırken kendimizi adeta doğunun Venedik’inde hissediyoruz.
*Suzhou, aydın-sanatçı “wen ren” bahçesi, Song ve Ming dönemi

Bahçeler, hemen önlerindeki sudan ödünç aldıkları yansımasımalarla ustaca harmanlanlanıyor. Tarihsel olarak kamu alanı işlevi de görmüş olan klasik Çin bahçeleri, günümüzde bu geleneğini kamusal işlevleri daha da güçlenmiş bir şekilde sürdürmektedir. Çin bahçeleri bugün, ülkenin her yerinde halkın dans, spor, müzik ve hobi etkinliklerini gruplar halinde gerçekleştirdikleri, çocuk oyun alanlarıyla çeşitlilik sunan kamu alanlarıdır.


*Suzhou, aydın-sanatçı “wen ren” bahçesi ve taşı, Song ve Ming dönemi



















Kaynak:
http://www.aydinlikgazete.com/aydinlik-pazar/odunc-alinmiş-manzaralar-cin-bahceleri-h87317.html

























1 Eylül 2015 Salı

KUÇAR: Mağara Tapınakları Kenti; The City of Cave Temples: KUCHAR

Caner Karavit Gezi Notları: 14

Yolculuğumuzun güney batı ayağı olan Kuçar’a yataklı otobüsle gidiyoruz.  Şoföre biletinizi gösterip ayakkabılarınızı çıkarıp numaralı yatağınıza yatıyoruz. Otobüs ranzalı yatak sistemi ile oluşturulmuş, toplamda 24 yatak var. Yatağım ucuz olan yan sıradan ve Çinliler’e göre yapılmış; kısa ve oldukça dar. Sabaha kadar yatağıma ayaklarımı sığdırmaya çalışıyorum, ancak nafile. Bir tarafta Tianshan Dağları, öte yanda Taklamakan Çölü ve geçit vermeyen coğrafi koşulların uzattığı yolculuğumuz on dört saat sürüyor.

Çölün Ortasındaki Vaha: Kızıl Mağaraları

Kızıl Grottoes

Sabahın köründe Kuçar’a varıyoruz. Gürültülü ve pek temiz olmayan terminaldeki otelde iki saat kestirmeye çalışıyoruz. Sabah özel bir taksiyle anlaşıp Kuçar’a 73 km uzaklıktaki Çin’in en eski Budist mağara tapınağı olduğu düşünülen Kızıl Mağaraları’na gidiyoruz. Tianshan Dağları ve Taklamakan Çölü’nün manzaraları ile bezenmiş yolumuz gözlerimize ziyafet sunuyor. Rüzgarın kum dağları ve tepeciklerinde yarattığı erozyon heykelleri, uçsuz bucaksız kumul alanlarla esrarengiz ve irkiltici görüntüler oluşturuyor. Eski dönemlerde, insanların inzivaya çekilmek için neden bu ıssız, susuz, çorak yerlerde mağaralar kazdıklarını ve buralarda nasıl yaşadıklarını merak ediyoruz. Ancak, Kızıl Mağaraları’na ulaşan son dönemeçte birden karşımıza yemyeşil bir vadi ve ırmak çıkınca, sorumuzun cevabını alıyoruz. MS 3. ve 7. yüzyılları arasında Budist tapınak olarak işlev gören Kızıl Mağaraları’nı tek tek gezmeye başlıyoruz.  ‘Ulusal Kültürel Miraslar Listesi’ne alınmış, Çin’deki en büyük on mağara tapınakları gruplarından birisi olan Kızıl mağaralarının duvar resimlerinde,  dini olanların dışında av sahnesi, müzisyenler, dansçılar, bayındırlık gibi konulara da yer verilmiş. Akşam mesai bitimine doğru rehberimiz geziyi kısa tutunca, itiraz ediyoruz. Sonunda, rehberimiz detaylı bilgi vermeye ikna oluyor. Mağaraları bitirip, Kuçar’a dönüyoruz. Akşam, Renmin meydanına çıkıp kendimize bir ‘hotpot’ ziyafeti çekiyoruz.

Ertesi gün antik Subaşı kentinin kalıntılarına gidiyoruz. Bekçinin bile olmadığı bu kayıp kentin alçak kalıntılar arasında tek ayakta kalan yeri olan ‘Batı Tapınağı’na çıkıyoruz. Çölün ortasındaki bu yerin ıssız ve ürpertici havası, Subaşı’nın terk edilmişlik duygusunu derinden hissettiriyor. Kente indikten sonra Büyük Cami’yi ararken Büyük Pazarı buluyoruz ve dolaşmaya başlıyoruz. ‘Samsa’ yapan bir fırın görüp hemen oturuyoruz. Samsa içine satır doğrama et konan bir çeşit etli börek. Fırını ise ilginç; kuyu şeklindeki fırının ortasında ateş yanıyor, kuyunun duvarları da ısıtılıyor. Sonra samsa hamuru içindeki etle birlikte pişirmek üzere fırının duvarına yapıştırılıyor.

Rastalu’nun Rengarenk Evleri

Colorful houses of Rastalu Street

Bu keyifli pazarı terk ettikten sonra Kuçar’ın tarihini anlatan Quici Müzesi’ni geziyoruz. Son Quici Kralığı’nın 1927’de Çin’e ilhakıyla bu bölge de Çin’e dahil olmuş. Çıktıktan sonra sıkı bir restorasyondan geçen eski ‘Rastalu’ caddesini boydan boya geçiyoruz. Renk yelpazesinin tüm türleriyle bezenmiş eski Kuçar tarzı ahşap evlerin süslü kapı ve pencereleri, caddeyi adeta bir tiyatro dekoruna dönüştürmüş. Gece yarısından sonra kalkacak trenimize çok vakit olduğundan lokantalarda ve sokakta vakit geçiriyoruz. Trafik kazası sonrası tartışan Uygurları geride bırakıp tren istasyonuna varıyoruz. Uykulu Çinlilerle trenimizi bekledikten sonra, nihayet Kaşgar’a gidecek trenimize binip yataklarımıza yerleşiyoruz.


1) Kuçar’da asmalı avlulu ev / A house in Kuchar

 2) Kuçarlı Uygur aile ile / Uighur family


3)Kızılgaha Mağaraları / Kızılgaha Caves
4)Kuçar’dan genel görüntü / General view in Kuchar

5)Kuçar tarzı giriş kapısı / Kuchar style door


 6)Kuçar Rastalu sokağından eski bir ev / An old house in old Kuchar street








7) Subaşı eski kent / Subashi ancient city

8)Kızıl Bin Buda Mağaraları / Kizil thousand Buddha Caves





22 Şubat 2015 Pazar

ÇİN KÖMÜR MÜZESİ

ÇİN’İN KÖMÜR EYALETİ’NİN MERKEZİ TAIYUAN’DEN BİR MÜZE: ÇİN KÖMÜR MÜZESİ
TAIYUAN CHINA COAL MUSEUM
*Caner Karavit, Gezi Notları:13
Çin’in Shanxi eyaletinin başkenti Taiyuan’dayız. Hava kömür kokuyor. Kömür kokusu bize ülkemizde ard arda gelen maden facialarını hatırlatıyor. Burası Çin’in en önemli kömür madenleri bölgelerinden birisi. Kentin zenginleri kömür madeni patronları. Kentte bir çok maden işçisi yaşıyor. Dünya’nın kömür üretimi sıralamasında birinci olan Çin’de konu kömür olunca ve tarihi de çok eskiye dayanınca, bir kömür kenti olan Taiyuan’da devlet tarafından Çin kömür endüstrisini anlatan bir müze kurulmuş. Çin Kömür Müzesi, müzecilik alanında 4 A (AAAA) sınıfında olan, altı ödüllü bir müze. (RESİM 1) 20 yıllık müze kömürün Çin’deki uzun öyküsünü belli başlıklar altında anlatabilecek bir şekilde yeniden tasarlanarak izleyicisiyle buluşturulmuş.
Kömür Müzesi iki katlı yapılmış. Birinci kat, kömür ve madenleri ile ilgili bilgilendirme bölümlerine ayrılmış. Giriş bölümde, dünyadaki kömür rezervi ve sıralaması var. Çin kömür rezervinde Rusya ve Amerika ile ilk üç sırayı paylaşıyor. Üretmde ise birinci sırada. Daha sonra Çin’in kömür çıkarılan ve işlenilen bölgeleri ele alınmış. Çin’de en çok kömür çıkarılan bölgeleri Sincan Uygur Özerk Bölgesi, İç Moğolistan ve Shanxi yani müzenin bulunduğu bölge. Bu bölümde, Çin’de kömür çıkarılan bölgelerin kömür kalitelerini ve maden durumlarını öğreniyoruz. Kömür üretiminde en güvenli bölge İç Moğolistan, çünkü bu bölgede kömür dış yüzeyde. Bölgelerde çıkarılan kömürler özellik ve kalitelerine göre farklı işlevler için kullanılıyor. Kömürler; ısınmada, enerjide, gübrede, araştırmada ve oyma sanatında kullanmak üzere işleniyor. Oyma sanatında kullanılan kömüre “jetcoke” deniyor. Bu kömür cinsi sadece İngiltere, Şili, Almanya ve Çin’de çıkarılıyor. Müzede bu kömürden yapılmış ilginç oyma eser örnekleri bulunuyor (RESİM 2). Müzenin hediyelik eşya satış mağazasında bu oyma sanatı eserler satışa sunulmuş. Pek ucuz olmayan bu eserlerden en rağbet görenleri ise tam boy bir madenci heykeli ve oyma işi madenci kaskı. Gübre için kullanılan ve içinde %70 karbon bulunan en kötü kömür güney Çin’den çıkarılıyor. Ningxia bölgesinden çıkarılan ve kimyasal araştırmalarda kullanılan bir başka kömür cinsinin çok değerli olduğunu ve kilosunun 1000 yuan’a (yaklaşık 350 TL.) geldiğini öğreniyoruz.
Kömürün tüm oluşum süreçlerini ve bu süreçlerin örneklerini gösteren bölümde rehberimiz bu aşamaları “bebek kömür” linyitten başlayarak anlatıyor. En genç olması nedeniyle linyit en kötü kömür sınıfında. Kömür yaşlandıkça kalitesi iyileşiyor. Örneğin, linyit 100 milyon yılda oluşurken, en kaliteli “dede” kömür olan antrasit bir milyar yılda oluşuyor. Yani, kömür insandan da, dinazordan da yaşlı. Müzenin ilginç bölümlerinden birisi de ağaçtan ve bitkiden oluşan kömürlerin mikroskop görüntülerinin büyütülerek üç boyutlu düzenlenmiş bir oda. Buradaki dokulara bakarak ağaç, bitki ve kömür dokularının mikroskop altında ne kadar benzediklerine şahit oluyoruz. Sıra 4 D sinema salonuna geliyor. Üç boyutlu görüntü gözlüklerinizi takıp, koltuğunuzdaki emniyet kemerini bağladıktan sonra sinema başlıyor. İnsanlık tarihi öncesinden başlayan kömürün gelişim sürecini anlatan filmde doğa olaylarının oluştuğu sahnelerde, yer yer sinema salonunun içinde şimşekler çakıyor, fırtına sahnelerinde vücudunuza rüzgar esiyor, yağmur sahnesinde yüzünüze su püskürtülüyor, buzul döneminde salona kar yağdırılıyor vs. Bu arada, hareketli sahnelerde koltuğunuz hop oturup hop kalkıyor. Ben kemeri bağlamayı gereksiz bulup bağlamadığım için birkaç kez düşme tehlikesi geçiriyorum.
Bu katın en ilginç bölümlerinden birisi de, madencilikte Dünya’nın en eskilerinden    birisi olan Çin’in madencilik tarihi. Arkeolojik buluntulardan Çin’in madencilik tarihinin Han hanedanı dönemine (MÖ. 206 -8, MS. 25-220) kadar uzadığını öğreniyoruz. Yer altı madenciliğinin ilk başladığı Song hanedanı dönemi (960-1279) Çin madenciliğinin en tehlikeli dönemi, bu dönemde birçok maden kazası olmuş. Bu dönemde ve Liao hanedanı döneminde (907-1125) kömürle pişirilmiş güzel seramik parçaları sayesinde kömürün başka bir yönünü tanıtıyoruz. Cengiz Han’ın yönetimindeki Yuan hanedanı döneminde (1206-1368) ise madenleri sadece üç kurum işletebiliyormuş; devlet, maden patronları ve ruhban sınıfı (Budist, Taoist, Konfüçyüst rahipler). Müze bu dönemin madencilik yetki belgelerinin orjinallerine de sahip. Marko Polo ünlü seyahatnamesinde bu dönemde İç Moğolistan’daki madencilikten de bahsetmiş. Ming dönemine (1368-1644) geldiğimizde, bu dönemde madenin nasıl çalıştığını gösteren maket oldukça ilginç. En fazla 20 metre derinliğe kazılan madende kömür yukarıya aynı anda ters ve düz işleyen bir çıkrık sistemi ile çıkarılıyor (RESİM 3). Üretimi hızlandırmak için yapılan bu çıkrık sisteminde, bir kömür kovası aşağı inerken diğer taraftaki yukarıya çıkıyor. Temiz hava borusu için ise birbirine eklenmiş uzun bambu kamışlar kullanılmış. Yine Ming döneminden ilginç bir bilgi alıyoruz. Ming dönemi ünlü doktoru “Li Shizhen”, “Bencao Gangmu” adlı kitabında kanamayı durdurmak için yenilen bir kömür cinsinden “Feng Hua Mei”den bahsediyor. Qin hanedanı bölümünde (1644-1911) Taoist madencilerin kendilerini koruması için, içerisine para attıkları bir çeşit kutsal demir kazan karşılıyor bizi (RESİM 4). Qin döneminde kömür madenlerinin kontrol edildiğini gösteren devlet kontrol belgesi de sergileniyor. Salonda sergilenen Qin döneminde kullanılmış kömür arabası, kömür taşıma koşulları hakkında bilgi veriyor. Çin madencilik tarihinde 19.yy geldiğimizde 1882’de ilk buharlı trenin kömür işçileri tarafından yapıldığını öğreniyoruz. En ilgimizi çeken parçalardan birisi de 1900’lerin ortasına ait madendeki biriken suyu gösteren bir su seviyesi ölçme cihazı. Ermenek’teki madende su baskını faciasına uğrayan 18 işçimiz, bizi bu basit düzenekli hayati önem taşıyan cihazı ayrıntılarıyla incelemeye itiyor. Çin halk Cumhuriyeti’nin tarihindeki kahraman Madenciler bölümüne geçiyoruz. Örneğin, Japon istilası sırasında Japonlar’a karşı savaşan yurtsever madencilerin ve önemli keşiflerde bulunmuş mühendislerin büstleri sergileniyor.  
Bir madenin içerisinin gerçek ölçüleriyle düzenlendiği alt kata inmek üzere madenci asansörüne biniyoruz. Maden tüneline girmeden önce madenci kasklarının olduğu bölümde kasklarımızı giymemiz için uyarıyor rehberimiz. Ancak, kızımız Mercan dört yaşında olduğundan ona göre kask bulamıyoruz ve tünele kasksız giriyor. Tünelin başlarında en zor koşullarda yapılan eski dönem (11.yüzyıl) madenciliği betimleyen işçi mankenleri ve maden araç gereçleri bulunuyor. Kömür arabasını zorlukla çeken bir yaşlı maden işçisinin mankeniyle karşılaşıyoruz. Manken de olsa yüzündeki cansız ifadenin içinde gizlenmiş olan çalışma koşullarının ağırlığı hepimizi etkiliyor (RESİM 6). Adamın yırtık pırtık elbiselerini incelerken gözüm Mercan’a takılıyor. Buruk bir ruh haliyle izliyor maden işçilerinin mankenlerini. Adamın yüzüne derin derin bakarak yırtık elbiselerini okşuyor, elindeki yarım yamalak eldivenleri çıkartmaya çalışıyor; “bu durumda çalışamazsın” der gibi. Koşulların ağırlığının farkında. Aklıma Soma’daki maden faciasında sedyeye konulan yaralı işçinin sedyeyi kirletmemek için çizmelerini çıkartmak istemesi geliyor. İçim tuhaf oluyor. Biraz ötede kadın işçi mankeni dikkatimizi çekiyor. Rehberimiz hanedanlık dönemlerinde kadın işçilerin çok zor koşullarda çalıştırıldığını vurguluyor. Tünelde bir müddet ilerledikten sonra bizi daha aşağıya kömür çıkarılan bölgeye götürecek tren vagonlarına doluşuyoruz. Vagonlar süratli ve son derece sarsıntılı bizi son durağa götürüyor. Günümüzde kullanılan hidrolik çelik pabuçlarla tavanı ve tabanı sağlama alan ve 300 metre eninde kömür tabakasını kesebilen hidrolik makinanın, 30 metrelik örneği üzerinde bilgi veriyor rehberimiz. Makine önündeki kömür tabakasını keserek ilerliyor ve bu kömürler yukarıya sevk ediliyor. Ancak gerisinde bıraktığı boşluğa toprak çöküyor. Rehberin “Toprak çökmesi” sözleri bize maden kazalarını hatırlatıyor. Çin’deki maden kazalarını merak ediyoruz.
2000’nin ilk altı yılında, Çin’deki hazin maden kazalarında 20.000 üzerinde maden işçisi ölüyor. Bu dönemler dünyanın maden kazaları ölümlerinde Türkiye ile birlikte Dünya’nın en riskli dört ülkesinin arasında yer alan Çin, 2004 ile 2008 yılları arasında kademeli olarak kritik kararlar alıyor ve uygulaya koyuyor. Kritik diyoruz, çünkü Çin enerji üretiminin  %70’ini kömürden elde ediyor ve Dünya kömürünün %40’ını çıkartıyor. Bu bağlamda, kritik kararlar Çin’in enerji üretimini ciddi anlamda olumsuz etkileyebilecek düzeyde.
Öncelikle, küçük, verimsiz, iş güvenliği açısından riskli, maliyeti yüksek tüm madenler kapatılarak patlatılıyor. Bu kapatılan madenlerin sayısı binleri (kaynaklara göre madenlerin üretim kapasitelerine göre 4000 ile 8000 arasında maden kapatıldığı belirtiliyor) buluyor. Bu şartların dışında kalan, ancak belirli iş güvenliği sorunları olan başta Hunnan, Shanxi, Shaanxi’deki tüm madenlere belli bir süre verilerek iş güvenliği standartlarını yerine getirmeleri bekleniyor. Verilen süre sonunda şartları yerine getirmeyen madenlerin sözleşmesi iptal edilerek, bu madenler güvenlik şartlarını yerine getiren uzmanlaşmış devlet kurumlarına devrediliyor.
Daha önceki yıllar devletin maden işletmelerine verdiği %13 vergi iadesi kademeli olarak kaldırılarak yerine %10 vergi konuluyor. Devletin özel madenlere kredi verilmesini sağlayan yasa kaldırılıyor. Yani özel işletmeler için durum giderek ağırlaşıyor. Bu arada, dört şirketle sınırlandırılmış olan madencilik yapma hakkı serbest bırakılıyor. Böylece, madencilik yapmak isteyen herkes için ithalat ve ihracat hakkı doğuyor. Bu arada, madencilik üretimi iç piyasanın taleplerine karşılamak üzere iç pazara yöneliyor.
Devlet kurumlarına devredilen bu küçük ve orta ölçekli madenlerin sayısı yaklaşık 4000’i buluyor. Devlete devredilen bu madenler için ise devlet finans kaynaklarını açıyor. Bu kaynak aktarımı sonucunda, kapatılan ve el değiştirilen maden sayısının binlerce olmasına rağmen üretim kaybı engelleniyor. Öyle ki, kömür üretim hacmi kritik kararların uygulanmaya başlanmasından sonra artarak 2006’da 2.7 milyar ton olan üretim, bugün 4 milyar tona yaklaşmaktadır.
Bununla birlikte, Çin’de madenlere getirilen iş güvenliği şartlarının sıkı uygulanması sonucunda 2006 sonrası maden kazalarında ciddi düşüş görülmüş. Çin aldığı kesin kararlar doğrultusunda riskli binlerce madenin kapatmasına rağmen 2002’den bu yana üretimini iki katına çıkartırken, maden kazalarındaki ölüm oranını ise 3,5 kat geriye çekmiş.
Çin’de devletin uyguladığı bu 4-5 yıl gibi kısa süre içinde gerçekleştirdiği bu sıkı program sayesinde, üretim düşürülmeden riskli madenler elenerek, madencilikte yeni bir strateji oluşturuluyor. Bu madencilik stratejisi bugün birçok araştırmaya, makaleye konu olmuş durumda. Maden çalıştırmak için rezerve sistemini saptama çalışmalarında sadece sismik araştırma yeterli bulunmuyor. Araştırmaların sondaja dayalı yapılması zorunlu hale getiriliyor. Maden işletmeleri devlet kurumu da olsa, bu araştırmaların sonucuna göre bankalar kredi veriyor. Yeni madencilik stratejisindeki en önemli faktörlerden birisi de, Çin’in çok eskiye dayanan madencilik tarihini de kapsayan devletin kayıt sistemi. Çok iyi durumdaki bu kayıt sistemi, maden bölgeleri konusunda geniş bilgileri kapsamakta.
İşçilerin koşullarına gelince; işçiye mutlaka lojman veriliyor, aylık maaşı yaklaşık 10.000 yuan’I yani 3500TL. buluyor (bu paranın alım gücünün bizim paramıza gore daha yüksek olduğunu söylemeliyiz). Yemek, yol, barınma payı bu paranın dışında veriliyor. Madencilikte 10 yıl çalışan bir işçi ev sahibi oluyor. İşçilerin hepsi mutlaka sigortalanıyor ve taşeron sistemi yok. Çin’de madenlerde günlük çalışma süresi ise 6,5-7 saat. İşçilerin yıllık izinleri düzenli veriliyor.
Maden karanlık tünellerinde ilerlerken uzakta bir ışık beliriyor, gözlerimiz kamaşıyor, Musa Eroğlu’nun“Yolun Sonu Göründü” türküsü geliyor aklımıza. Ermenek’teki maden kazasında toprak altında kalan işçilerden Mehmet Baha’nın en sevdiği türküymüş. Rehberimiz çıkıştaki masanın üzerinde duran bir defteri uzatıyor ve rehberliği ile ilgili bir yorum yazmamızı rica ediyor. Kiraz deftere Türkiye’deki maden facialarından dolayı müzeden çok etkilendiğimizi yazıyor. Müze’den edindiğimiz bilgilerle ülkemizdeki maden ocaklarının şartlarını ister istemez karşılaştırıyoruz. Böyle bir müzenin Soma’da, Zonguldak’ta olması ne iyi olurdu diye düşünüyoruz. Ankara’da da olmalı, hiç unutturmamalı bu kazaları. Ülkemizden kilometrelerce uzakta bizi hüzünlendiren bu müzeye buruk bir şekilde veda ediyoruz.
Caner Karavit

·       Not : Çin’deki kömür madencilikle ilgili bilgiler için, Çin’de Kömür Ticareti ile yıllarca uğraşmış deneyimli iş adamı Nazım Topçu’ya, Çin Kömür Müzesi’nin 73 nolu rehberine teşekkür ederiz. Diğer bilgiler için, World Coal Association (WCA), “International Labor Organization (ILO)”nun internet sitelerinden yararlanılmıştır.
Resim alt yazıları:


(RESİM 1) Çin Kömür Müzesi’nin dıştan görünüşü


(RESİM 2) “Jetcoke” kömüründen yapılmış bir oyma eser


(RESİM 3) Song dönemine (960-1279)  ait bir madenin kesitini gösteren maket ve çizim
(RESİM 4) Qin hanedanı (1644-1911) döneminde Taoist madencilerin kendilerini koruması için içerisine para attıkları bir çeşit kutsal demir kazan 










           








 (RESİM 5) 1909’dan kalma madenci künyesi





















 (RESİM 6) Song dönemi (960-1279) madenlerindeki ağır çalışma koşullarını gösteren bölüm